Kadir Kasim | Freelance Code Developer

kadir kasim


Yıldız Teknik Üniversitesi Mezunu

Matematik Mühendisi

Yazılımcı

California - Kütahya - İstanbul - Maryland güzargahında 27 yıllık göçebe bir yaşam

Kız labrador babası

Kitapsever keyif insanı

Kendini yargılamak başkalarını yargılamaktan daha güçtür. Kendini yargılamayı başarabilirsen gerçek bir bilgesin demektir.

Küçük Prens

Spoiler içerir

Kafka, yazım tarzı itibariyle okuru, kendi dünyasına çeken, okura da aynı hisleri yaşatan bir yazardır. Hikayeye ve konuya çoğu yerde anlam veremeyebilirsiniz ama kendinizi bir belirsizlik ve sıkıntı halinin içinde bulursunuz okurken. Kafka’yı Kafka yapan da budur. Bir yazarın ne anlattığından çok nasıl anlattığıdır önemli olan ve herkesin Kafka’nın hikayelerinden çıkarımı farklıysa da duygu dünyasındaki değişiklik aynı yöndedir aslında.

Dönüşüm, sabah 8 aksam 5 işine gidip gelen; annesi, babası ve kız kardeşiyle yaşayan, dahası onlara bakan, onların geçimini sağlayan Gregor Samsa’nın bir sabah bir böcek olarak uyanmasıyla başlar.

Çoğunluk, modern zamanların ve modern çalışma hayatının insanları insan olmaktan çıkardığı, çalışma düzeninin sizi bir böceğe dönüştürdüğü, değersizleştirdiği vb. anlamlar çıkarmıştır kitaptan ve genelde eleştiriler de bu çerçevede toplanır.

Benim dikkatimi çeken kısmı ise aile olgusuna ilişkin tüm pembe yalanları yüzümüze çarpmasıdır.

Gregor Samsa, kız kardeşine oldukça düşkündür ve kız kardeşi de ona elbette. Aynı şekilde anne ve babası da çok severler Gregor’u. Neden sevmesinler ki? Her gün çalışıp, ailenin gelirini sağlar, düzenli ve ahlaklıdır.

Ama bir gün dev, çirkin bir böcek olarak uyanmasıyla işler değişir.

Gregor, uyanır uyanmaz başına ne geldiğini ve neden geldiğini anlamaya çalışmadan işe gitmeye çalışır, geç kaldığı için telaşlıdır ve işe gideceğini anlatmaya çalışır. Fakat bir böcek cırıltısından başka bir ses çıkmaz ağzından.

Önceleri kız kardeşi abisine yemek götürür, odayı temizlemeye çalışır, çeşitli yemekler sunar ve hangisini daha çok sevdiğini anlamaya çalışır, yani abisini hala önemsiyordur.

Fırsat buldukça okuduğum kitaplarla ilgili düşüncelerimi paylaşmaya karar verdiğim bu kategoride, bahsedeceğim ilk kitap için hiç düşünmeden karar verdim. Simyacı daha önce defalarca okuduğum ve hala sıkılmadan okuyabileceğim ender romanlardandır.

Bilmiyorum sizde izlediğiniz bir filmi yada okuduğunuz bir kitabı daha sonra tekrar izlemek yada okumak istiyor musunuz ? Bu durum benim hayatımda neredeyse bir rutin. Daha önceleri bu tekrar tekrar izleme veya okuma isteğimi dert ediyordum. Problemli bir durummuş gibi hissediyordum. Ancak bir gün Ramiz Dayı’nın bir sahnesinde bu durumun problemli bir yanı olmadığını fark ettim. Neydi bu sahne diye soracak olursanız ; Ramiz dayı kızından ‘İki şehrin Hikayesi’ adlı kitabı getirmesini istiyor ve kızı kitabı getirirken babasına bu kitabı okumamış mıydın diye soruyor. Ramiz Dayı cevabında çok eskiden okuduğunu ancak insan değiştikçe kitaplarında değiştiğini bir kez daha okuduğunda sayfaların farklı şeyler söyleceğinden bahsediyor. Çok hoşuma gitmişti bu cevap çünkü o zaman neden bir kitabı tekrar okumak istediğimi ben kendime bu denli güzel açıklayamamıştım.